Savcı, gazeteci Cansu Pişkin’in cezalandırılmasını istedi

25 March 2019
-

İstanbul - Evrensel gazetesi muhabiri Cansu Pişkin’in “Boğaziçililere Özel Savcı” başlıklı haberi nedeniyle yargılandığı davanın ikinci duruşması İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Savcı mütalaasını sundu ve Pişkin’in “terörle mücadelede hedef almış kişileri hedef göstermek” suçundan cezalandırılmasını talep etti. Pişkin ve müdafilerinin esas hakkındaki savunmalarının alınması için bir sonraki duruşmaya kadar süre verildi, dava 7 Mayıs’a ertelendi.

“Terörle mücadelede hedef almış kişileri hedef göstermek” suçlamasıyla yargılanan Pişkin, savunmasında şunları söyledi:

“Mesleki faaliyetimin suçlama konusu yapıldığı iddianameye karşı kendimi değil mesleğimi savunacağım. Gazeteci kamusal sorumlulukla kamuoyunu ilgilendiren haberleri tarafsız bir biçimde yapmaya çalışan kişidir.

Gazeteci bireysel değil kamusal düşünür. Gazetecinin yaptığı haberden bireysel bir çıkarı ya da bireysel bir faydası olamaz. Kamuoyunun yakından takip ettiği Boğaziçili öğrencilerin adliyeye çıkarıldıkları gün soruşturma savcısının değiştirilmesi haber değeri taşıyan bir gelişmeydi.

Soruşturmanın başına getirilen savcının daha önce yazdığı bir iddianamede HDP’yi terör örgütü güdümünde siyasi faaliyet yürüten parti olarak tanımlaması da kamuoyunu ilgilendiren bir hadisedir. Çünkü hukuki değerleri temsil eden bir savcının böyle bir yorumda bulunması meslek ilkeleriyle bağdaşmamaktadır ve haber değeri taşımaktadır.  

Gazetecilik, meslek etik ve ilkeleri gereği habere konu olan kişi veya kişileri hedef göstermek ya da zan altında bırakmak için değil hakikatin ışığından ayrılmadan kamuoyunu bilgilendirmek için icra edilir. Ben de mesleğimi bu etik ve ilkelere bağlı olarak devam ettiriyorum.

Haberimde adı geçen savcıyı hedef gösterdiğim yönündeki suçlamayı kabul etmiyor ve beraatimi talep ediyorum.”

Avukat Pişkin: Kamu görevlisi değil yargı görevini yerine getiren kişi

Cansu Pişkin’in ardından ilk sözü avukat Levent Pişkin aldı. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını belirterek müvekkilinin beraatine karar verilmesini istedi:

“Söz konusu haberde ne özel ne de genel kast unsuru mevcut. Hedef gösterme söz konusu değil. Boğaziçi dosyasında da görevliyim. 2 hafta süren gözaltında görüştüğümüz savcının son gün değişmesi alışıldık yöntem değil ve bu haber değeri taşıyor. Basına yansımış olması da olağan. Anayasa hakim ve savcıları kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği yargı görevini yerine getiren kişiler olarak tanımlar kamu görevlisi olarak değil.”

Savunmasının devamında AİHM ve Yargıtay kararlarından örnekler sunan Pişkin kamu yararının bu tarz durumlarda öncelik olduğunu vurguladığını ifade etti. Yargıtay kararı da sunan Pişkin, “Yargının hukuki olmak dışında sosyal ve toplumsal hareketle de uğraştığını ve dolayısıyla toplumsal meselelerin de ülke gündemine girmesiyle kendilerinin de ülke gündemine girebilecek olma ihtimalini kestirmeleri lazım diyor Yargıtay” diye konuştu.

Haberde adı geçen savcı Ergün Güçlü’nün Yargıtay’a yükseldiğini hatırlatan Pişkin, Güçlü’nün adının geçtiği haberleri de mahkemeye sunarak şöyle devam etti:

“Hepimiz tanırız. Pek çok toplumsal olaya dair konuların iddianamelerine imza atmış bir savcı. Adı sadece burada geçmiyor. Güneş gazetesinde bylock tutuklanmasına dair haberde de geçiyor. Milliyet’te de bir soruşturmasının FETÖ ile mücadelede önemine değiniliyor. Sabah gazetesinde “2900 askere FETÖ operasyonu” haberinde de adı geçiyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı basın duyurularında da adı geçiyor.”

Avukat Avcı: Haber övücüyken işlem yapmıyorsunuz

Avukat Devrim Avcı ise Devlet Güvenlik Mahkemelerinin (DGM) benzer konularda verdiği beraat kararlarını sundu:

“Örneğin mahkeme eski bir DGM savcısının hedef gösterilmesi ile ilgili suçun unsurları oluşmadı diye beraat kararı vermiştir. Haber övücüyken işlem yapmıyorsunuz ama eleştirel haberle ilgili suç duyurusunda bulunmanız hakkın kötüye kullanılmasının örneğidir. Müvekkil için suçun unsurları oluşmadığından beraat talep ediyorum.”

Avukat Söğütlü: Soruşturmaya dair kovuşturmaya yer olmadığı kararı var

Son olarak söz alan avukat Mustafa Söğütlü ise bir önceki celsede usule itirazları olduğunu hatırlatarak şöyle konuştu:

“13 Mart’ta itiraz dilekçesi vermiştik. Aynı gün bir itiraz daha vermiştik. Duruşmayı ilk celseden sonra inceleyebildik. Dosyada müvekkil hakkında dava konusu olan soruşturmaya dair kovuşturmaya yer olmadığına dair karar var. Buna itiraz olmadan bir iddianame düzenlenmiş. Bu CMK’nın ihlali anlamına geliyor. Buna rağmen iddianame kabul edilip dava açılmış.”

Bu sırada mahkeme başkanı, “Başsavcının iade yetkisi var kovuşturmaya yer olmadığı kararına yönelik” diye konuştu.

Avukat Söğütlü ise “Böyle bir usul yok. Yeni delil elde edilmedikçe aynı suçtan yargılama yapılmaz. Basın savcılığı sizle aynı cevabı verdi. Kanuna baktık. Bu usulün kanuna dayanmadığını gördük. Müvekkile göndermediğimiz için kesinleşmemiştir de dediler ama bu da olmaz. Bundan dolayı düşme kararı verilmesi lazımdır. Ancak Ceza Muhakemeleri Kanununda derhal beraat verilecek durumda düşme kararı verilemez. Suçun unsurları oluşmadığı için verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararındaki gibi derhal beraat verilmesini talep ediyoruz. Aksi kanaatte iseniz bu usulü değerlendirmenizi istiyoruz” diye konuştu.

Savcı mütalaasını açıkladı

Verilen aranın ardından duruşma savcısı kovuşturmanın genişletilmesi talebi olmadığını belirterek esas hakkında mütalaasını açıkladı. Pişkin’in üzerine atılı suçu işlediğini savunarak Terörle Mücadele Kanunu’nun 6/1 maddesine göre cezalandırılmasını talep etti.

Avukatların esasa karşı savunmalarını hazırlamaları için süre talebini kabul eden mahkeme, duruşmayı 7 Mayıs 16:00’a bıraktı.